Türk Hikayelerinde At Atların Efendisi | Ücretsiz Altılı Tahminleri Sitesi

Türk Hikayelerinde At



Türk Tarihinde Atın Yeri

At, geçmişten günümüze dek Türk toplum hayatında önemli işlevler görmüştür. Atın önemini özellikle atlı-göçebe kültür döneminde; Alp Er Tunga destanında “Erge at andak kim gökde ay: Gökte ay nasıl bir süs ise, erkek için de at öyle bir süstür.” (Çetin 1997:415), Divânu Lugâti’t-Türk’te “Kuş kanatın er atın: Kuş kanadı ile, er atı ile muradına erer.” (Ercilasun-Akkoyunlu 2014:15), “Anduz bolsa at ölmes: Andız otu yanında bulunsa at karın ağrısından ölmez.” (Ercilasun-Akkoyunlu 2014:56), “Arpasız at aşumas arkasız alp çerig suyumas: At arpa yemeyince engeli aşamaz. Bunun gibi yiğit de arkasından ona yardım eden birisi bulunmazsa düşman safını kıramaz.İşlerde yardımlaşma tavsiye edileceği zaman söylenmektedir.” (Ercilasun-Akkoyunlu 2014:62), “İt çakırı atka tegir at çakırı ıtka tegmes: Gök (gözlü) köpek bir ata değer; gök (gözlü) at ise bir köpeğe değmez; çünkü o iyi göremez. (Alırken) ona dikkat etmek için kullanılmaktadır. (Ercilasun-Akkoyunlu 2014:156) vb. atasözleriyle perçinlenmiştir.

Türk Tarih Kaynaklarında ve Destanlarda Atlar

Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan at, tarihi ve edebî kaynaklarda da kendine her zaman yer edinmiştir. Orhun Abideleri’nde Alp Salçı, Azman, Az Yağız, Öksüz, Ak Adgır, Boz At, Doru At vb. (Çetin 1986: 123-140), Dede Korkut hikayelerinde Konur At, Doru Aygır, Ağ Bidevi At, Gök Bidevi At, Teğek Kaşga At, Boz Aygır, Keçi Balu Geçer Aygır, Ağ Bidevi, Toklu Başlı Toru Aygır vb. (Gökyay 2007:1175-1190), Saltukname’de Ankabil (Yüce 1987: 226-233), Battal Gazi’de Aşkar (Köksal 1984:132-137), Manas destanında; Ak Kula, Sarı Ala, Kara Beden, Kök Teke, Ak Borçık, Korcong Bos, Kürüöngçö, Koyon Bos, Kök Ala, Kök Borçık, Kara Döböl, Ak Purçuk, Kara Aygır, Ak Bangkal, Küröng, Kök Çebiç, Ak Bulçun vb (Yıldız 1995: 195-215; Gürsoy-Naskali 1995b; 1995c) Köroğlu destanında Kır ve Doru at, Düldül, Eşgerdor (Aşkar), Alapaça At, Fener, Kamer Tay, Küheylan vb (Kaplan-Akalın-Bali 1973), Hazreti Ali hikayelerinde Düldül, Hazreti Hızır’ı konu alan hikayelerde Boz at akla gelenlerden bazılarıdır.

Atların Sadakati

Halk öykülerindeki atların en önemli özelliği süvarilerine olan  sadakatleridir. Kahraman, dinlenmek istediğinde ya da  uyuduğunda atı onu bekler ve gerektiği durumlarda ise onunla konuşur. Hatta yorgun süvarisinin derin uykusu sırasında düşman saldırısında ağzına aldığı kılıçla bütün düşmanları bertaraf eder. Geçilmesi zor olan karlı dağlar, bozkırlar, denizler ve ırmaklar yine bu atlarla uçularak geçilir.
Savaş esnasında yaralanan kahramanın en büyük yardımcısı yine her zaman olduğu gibi atıdır. At, burada bir kam edasıyla otları toplamakta ve yaptığı yarışımı kahramanın yarasına sararak tedavi olmasını sağlamaktadır.Yine at, bir kam edasıyla kötü kalpli insanların kalbini okumakta ya da konuşulanları dinlemekte ve sahibini çeşitli şekillerde uyarmaktadır.


Atların Ölümü ve Efsaneler

İnsan yaşamında böylesine önemli bir yeri olan at, hiç şüphesiz ki zamanla ölmekte ve bazen süvarisiyle, bazen de yalnız olarak gömülmektedir. Atın ölümü üzerine binici sağsa ata ağıtlar yakmakta, şiirler söylemekte ve onunla ilgili hikâyeleri efsaneleştirerek anlatmaktadır. Olanları dinleyen genç biniciler ise zamanla bu hikayeleri kendilerinden eklemelerle bir sonraki kuşağa anlatmaktadırlar. Bütün bunların sonucunda ise at, âdeta insanlaştırılmakta ve onunla ilgili hikayeler dilden dile anlatılmaya devam etmektedir.
Hayvan masallarında at, gücüyle ön plana çıkmakta ve genellikle atın fazlaca örneğine rastlanmamaktadır. Asıl halk masallarında ise at, konuşması ve yardımcı olması özelliğiyle dikkatimizi çekmektedir.



Efsanelerde, gelin alaylarının taş kesilmesinde at da diğer figürlerle birlikte taş kesilmiştir. Günümüzde Türkiye’de ve Türk dünyasında bu figürlere benzeyen çok sayıda türlerle karşılaşmaktayız. Düldül, Aşkar, Kır ve Doru atların ayak izleriyle ilgili efsanelerin yanı sıra, bazı yerleşim merkezleri veya dağ adlarının da varlığını da anımsamak isteriz.
Fıkra anlatı türünde ise at yok denecek kadar azdır. Bununla birlikte hemen hemen bütün fıkra tiplerinde az da olsa ata rastlandığını hatırlatmak istiyoruz.

Yorum Gönderme

0 Yorumlar